^Yukarı Cık
  
  
  
Get Adobe Flash player

Bizi Takip Edin

Auzef Çocuk Gelişimi Lisans Ders Notları ve Sınavları

Gelişim Psikolojisi 7.Ünite Orta Çocukluk Dönemi - 1

ORTA ÇOCUKLUK DÖNEMİ - 1
6-12 yaş arası orta çocukluk dönemi olarak kabul edilmektedir. Çocuklar bu yaşlarda duygusal ve sosyal olarak yeni yetenekler geliştirirler, ailede ve toplumda yeni sorumluluklar edinirler.
Orta çocukluk dönemi, çoğu zaman gelişimin "unutulan yılları" olarak bilinir
Orta Çocukluk Döneminde Bedensel Büyüme
Orta çocukluk döneminde 6 yaşından 12 yaşına kadar beyin, beden ve içsel fizyolojik gelişimlerde durağan fakat önemli gelişmeler görülmektedir. Fiziksel ve içsel biyolojik değişiklikler farklı oranlarda meydana gelir ve çocuklar arasında büyük farklılıklar gösterebilir. Çocukların, bu yıllar boyunca iyi beslenmesi ve egzersiz yapmaları beyin gelişimi, fiziksel gelişim, motor gelişim ve hastalıklarla baş edebilmeleri için kritik öneme sahiptir.
Beyin Gelişimi
Beyindeki sinaptik bağlantılar ne kadar sık kullanılırsa o kadar kuvvetlenir ve bu bağlar kullanılmadığı zaman ölür ve kaybolur. Beynin gelişimi bu sinaptik bağlantıların oluşturulması ve budanması sürecini kapsar.Doğumdan itibaren beynimizde bulunan sinir hücrelerinin (nöronların) bağlantı noktaları şaşırtıcı bir hızla artmaktadır. Erken çocukluk yıllarına kadar beyinde saniyede bir 700 sinaps oluşmaktadır. 3 yaşındaki bir çocuğun beyni 1000 trilyon sinaps barındırır. Bu sayı yetişkin beynindeki sinapsın 2 katıdır. Bu sinaptik bağlar ergenlik dönemi ile birlikte budanmaya başlar ve çocukların öğrenme becerilerinin daha erken yaşlarda kazanılması vurgulanır.
Fiziksel Gelişim
Orta çocuklukta fiziksel gelişim erken çocuklukdaki gelişime göre daha yavaştır ve ergenlik dönemine kadar başka bir büyüme sarsıntısı yaşanmaz  Boyun uzaması yılda yaklaşık 6 cm, kilo artışı da yaklaşık olarak 2-25 kg civarındadır. Bedenin farklı bölgeleri ve iç organlar birbirinden farklı oranlarda büyür. Çocukluk ve ergenlik yıllarındaki bedensel ve fizyolojik büyümenin birbirinden farklı oranlarda olduğu görülmektedir.
Motor Gelişim
Erken çocukluk dönemindeki küçük çocukların aktif olarak bedenlerinin hareket etme potansiyeleni denedikleri ve keşfettikleri bir dönem olan temel hareket dönemi yer değiştirme, manipülatif ve denge hareketlerini içeren başlangıç evresini (2-3 yaş), daha büyük motor kontrolü ve temel hareket becerilerinin ritmik koordinasyonunu işaret eden şekillenme evresi (4-5 yaş) ve orta çocukluk döneminde olgunluk evresi veya ustalaşma evresi (6-7 yaş) olarak isimlendirilen evre izlemektedir.
Sağlık Sorunları
Çocukların karşı karşıya kaldıkları sağlık sorunları da bedensel büyümeyi orta çocukluk döneminde de tehdit etmeye devam etmektedir. Günümüzde 20. yy’da çocuklar hala gribal enfeksiyon, üst solunum yolları gibi çocuk hastalıklarına yakalanmaktadır. Türkiye’de 0-6 yaş arası çocukların en sık karşı karşıya kaldıkları sağlık sorunlarının başında üst solunum yolları enfeksiyonu gelmektedir, 7-14 yaş arası çocukların ise karşı karşıya kaldığı hastalıkların ağız ve diş bakımı ile ilgili olduğu Sağlık Bakanlığının sağlık istatistikleri arasında yer almıştır
PİAGET’NİN BİLİŞSEL GELİŞİM KURAMI
Piaget 1969 yılında Bilişsel Gelişim Kuramını ileri sürmüştür. Piaget, modern gelişim psikolojisi üzerinde çok önemli bir etki yaratmıştır ve bilişsel gelişim kuramı çocukların bilgiyi nasıl yapılandırdıkları hakkında eğitimcilere ve anne babalara rehberlik etmiştir.
Somut İşlemler Dönemi
Piaget, çocukların bilişsel performanslarının doğrudan bilişsel gelişimleri ile ilgili olduğuna inanmış ve bir çocuğun işlem öncesi dönemi (2-7 Yaş) başarıyla tamamlamadan 6/7-11/112 yaşlarında somut işlemsel dönemdeki gelişimsel görevleri başarı ile tamamlayamayacağını belirtmiştir (Silverthon, 1999). Piaget’nin somut işlemsel dönemi, ilkokul yıllarını kapsamakta ve düşünmenin içsel ve soyut bir hale geldiği, çocukların olaylar ve nesneler hakkında mantıksal bir şekilde düşünebildikleri görülmektedir. Bu dönemde çocuklar, mantıksal bir soru ile karşı karşıya kaldıklarında zihinlerinden genellikle problemleri çözebilirler .İlkokul yıllarında çocukların bilişsel becerilerinde ciddi değişimler ortaya çıkmaktadır. Bu değişimlerden en önemlisi korunum ilkesinin ve tersine dönüşebilirlik kavramının kazanılmasıdır.
Korunum ilkesi: Korunum, fiziksel dünyaya yönelik olarak belirli bir istikrar sağladığı için önemli bir kavramdır ve Piaget korunum kavramına büyük bir önem vermiştir çünkü zihinsel işlevlerin varlığını ya da yokluğunu ortaya koyan ve bilişsel yapıları inceleyen bir tanı aracıdır .Korunum problemlerini çözmek, mantık kurallarına uygun bilişsel eylemler olarak tanımlanan işlemlerin kullanıldığını gösterir ve de merkeziyetçilikten uzaklaşma veya odaktan uzaklaşma, bir nesnenin, olayın veya problemin sadece tek bir yönüne değil, aynı zamanda çeşitli yönlerine odaklanabilme ve bunlar arasında bağ kurabilme becerisidir
Tersine dönüşebilirlik, çocukların düşünme sürecinde düşünmenin yönünü değiştirebilme ve başlama noktasına geri dönebilme yeteneğidir
Bu dönemde çocuklar sınıflandırma becerisini kazanmıştır. Sınıflandırma, nesneleri farklı gruplara ve alt gruplarına göre sınıflandırma gruplandırma, ve bu grupların kendi aralarındaki ilişkiyi ve bağlantıyı anlayabilmedir
Alansal/Mekansal Akıl Yürütme
Mekansal becerilerin tanımlanması ve erken yaşlardan itibaren gelişimi Piaget ve Inhelder (1967) tarafından araştırma konusu olarak ele alınmıştır. Mekansal algı ve akıl yürütmenin erken çocukluktan itibaren algısal gelişim, bellek gelişimi, dil gelişimi ve sembolik anlayışın gelişmesi ile yakından ilişki olduğu belirtilmektedir.
Somut İşlemsel Dönemde Okul Yaşantısı ve Kültürün Etkisi
Tomasello (2000), kültürel faktörlerin hangi yaşta ne öğreneceğimiz hakkında reçeteler sunduğunu ve kurallar koyduğunu ve sonuç olarak farklı kültürel çevrelerin, öğrenme yetilerinin gelişiminde farklılıklar ortaya koyduğunu belirtmektedir. Rogou (2003), Irvine ve Berry (2010) eğitim ve kültürün Piaget’nin düşündüğünden de ötesinde çocukların bilişsel gelişiminde güçlü etkileri olduğunun altını çizmektedir. sosyal bilgiler gibi derslerde bilgiyi daha derin bir şekilde yapılandırmasına önemli bir destek sağlar.
Somut İşlemsel Dönem ve Bilgi İşleme Yaklaşımı
Piaget’nin belirttiği somut işlemsel dönemdeki bilişsel becerilerin ve mantıksal düşünceye geçişin orta çocukluk dönemindeki bilişsel gelişimi açıklamaya yetmeyeceği Yeni-Piagetciler tarafından belirtilmiştir. Yeni Piagetcilerin en önemli temsilcilerinden Robbie Case (1996,1998), Piaget gibi bilişsel değişimlerin bir aşamadan diğer aşamaya geçişini ele almakla birlikte, bilişsel değişimlerde ve işlemsel düşüncenin bir başka evreye ani bir geçişinden daha çok bilgi işleme hızının, bireyin bilişsel kapasitesini kullanmadaki etkiliğindeki artışın önemli olduğunu, ayrıca bilişsel değişimlerin Case’in ifadesi ile yürütücü işlem alanlarıyla ilgili olduğunu belirtmiştir. Case’e göre (1991) çocukların alıştırmalar ve egzersizlerle bilişsel şemaları için daha az dikkat gerektiğini ve hatta daha otomatik bir hale geldiğini belirtmiş ve otomatikleşme sayesinde çocukların eski şemaları birleştirerek yeni şemalar üretebildiklerini belirtmiştir.
BİLGİ İŞLEME KURAMI
Bilgi İşleme Kuramı ile ilgilenen psikologlar temel olarak şu soruyu sorar: “İnsanlar çevrelerindeki karmaşık dünyayı anlamak için nasıl programlanmışlardır?, “çevrelerindeki bilgiyi nasıl algılar?”, “algıladıklarını belleklerine nasıl yerleştirir?”, “kullanmak istediklerinde öğrendikleri bilgiyi nasıl bulurlar?”, “bir bilgi işleme sisteminin bir çocukla aynı davranışı gösterebilmesi için ne gereklidir?”. Bu sorularla birlikte Bilgi İşleme Kuramı üzerinde çalışan psikologlar, bir insanın bilgiye ne yaptığının aşamalı olarak analizini yaparlar Orta çocukluk döneminde bilgi işleme, çocukların bilgiyi nasıl ele aldıkları, nasıl bir ilerleme gösterdikleri, bellek,dikkati sürdürme ve kontrol etme ve üst bilişteki gelişmelerin neler olduğunu tartışılmaktadır.
Bilgininin duyusal kayıttan belleğe aktarılmasındaki süreçleri işaret eden Bilgi İşleme Kuramı’nın dikkat, algı ve tanıma bellekteki işlemler arasında yer alır. Bu bölümde dikkat ve bellek ele alınacaktır.
Dikkat
Dikkat, zihinsel çabanın yoğunlaşması ve odaklanmasıdır. Psikologlar, dikkati; seçici dikkat, bölünmüş dikkat, sürekli dikkat ve yürütücü dikkat olarak sınıflamaktadırlar. Manis, Keating ve Morrison’un (1998) çalışmasında birden fazla etkinliğe yoğunlaşmayı kapsayan bölünmüş dikkati incelediğinde orta çocukluk döneminin sonlarına doğru belirgin bir farklılık görülmüş ve 12 yaşındaki çocukların bölünmüş dikkatlerinin 8 yaşındaki çocukların bölünmüş dikkatlerinden daha iyi bir durumda olduğu ortaya konmuştur. Orta çocuklukta zaman geçtikçe çocuklar belirli uyaranlara dikkatlerini daha iyi verirler, bir başka ifadeyle belirli bir uyaranın ilişkisiz olan yönlerini görmezden gelirken, belirli bir ilişkili yönüne odaklanma olarak tanımlanan seçici dikkat çocukların bellek yeteneklerini de artırmaktadır. Okul öncesi dönemde çocuklar dikkatleri her bir uyarana vermeye çalışırken, okul çağındaki çocuklar öğrenmek istedikleri konularda dikkatlerini yoğunlaştırırlar
Bellek
Orta çocukluk döneminde çocukların dikkatleri geliştikçe görece kalıcı ve sınırsız bir bellek türü olan uzun süreli bellek kapasiteleri de artmaktadır. Bellekteki ilerleme, çocuğun belleğine bir şeyler ekleme olarak değil, belleği etkin bir şekilde nasıl yapılandırdığı üzerine odaklanılması gerektiği vurgulanmaktadır (Ornstein, Couman ve Grammer, 2010). Bununla birlikte bellek sistemleri kapsamında ele alındığında da tanıma belleği (örn. çocuğun kendisine verilen kartlardan nesneleri tanıması) erken yaşlarda gelişimini hemen hemen tamamlamaktadır. Ancak hatırlama testlerinin gerektirdiği becerilerin  gelişmesi zaman gerektiren bir süreçtir Orta çocukluk döneminde çocukların bellek becerilerini geliştirebilmek için bazı önemli stratejiler bulunmaktadır:
- Yönergeler çoklu formatta verilmeli ve çeşitlendirerek tekrar edilmeli: Yönergeleri hem sözel hem de işitsel uyaranlarla verilmesi çocuğun yönergeleri daha rahat bir şekilde uygulamasına yardımcı olacaktır. Konuların içeriğinin çeşitlendirilmesi ve ilişkilendirilmesi bellekteki bağlantıları güçlendirir
-Çocuğun zihninde canlandırma yapmasına izin verilmeli: Zihinde canlandırma okul çağı çocukları için sözel bilgiyi hatırlamada daha etkilidir
-Detalaylandırma: Hatırlanacak maddeler arasında görsel, işitsel ve sözel konular arasında bir ilişki kurma ve konu ile ilgili bir başka nesne, olay arasında ilişki ve bağ kurma orta çocukluk döneminde bellek performansını artıracaktır. Ancak bu stratejinin kendiliğinden kullanılır bir hale gelmesi ergenlik döneminde gerçekleşmektedir
-Çocuk ezberlemesi için değil anlaması için güdülendirilmelidir: Çocuklar bilgiyi tekrar etme ve ezberlemeden daha çok anlayarak öğrenmelidir. Çocukların bir bilgiyi edinirken o bilgiye yeni anlamlar yüklemesi için cesaretlendirmek, yeni fikirleri ve kavramları çocuklarla birlikte tartışmak çocukların bellek performanslarını artırır.
Belirsiz İz Kuramı
Orta çocukluk döneminde bellek gelişimini sadece bellek stratejileri ile açıklamak çocukların neyi nasıl hatırladıkları ile ilgili gelişimsel seyri anlamaya yetmeyeceği belirtilmekte, günümüzde çocukların belleklerindeki bilgilerin farkında olunmayan süreçlerle ve kasıtlı olmayan bir şekilde oluşmakta ve hatırlanmaktadır . Bu noktada bilinçli olarak istenilen, hatırlanabilen ve hatta sözel olarak ifade edilebilen deneyimlerin tümü olan açık bellek devreye girmektedir. Diğer yandan örtük bellek, düşünce ve davranışların bilinçli olarak hatırlanamayan içeriklerden etkilenmesidir. Açık ve örtük belleklerin her ikisi de bireylerin farkındalığı olmadan gelişen ve bellek stratejilerini farkında olmadan kullandıkları süreçlerde ortaya çıkmaktadır. Günümüzde bireyin farkındalığına dayanmadan bellek ve bilişsel gelişimi açıklayan kuramlardan biri olan Belirsiz İz kuramı Charles Brainerd, Valerie Reyna ve arkadaşları tarafından geliştirilmiştir. Bu kurama göre
bireyler yaşadıkları her olay için birden fazla bellek izine sahiptir: a) birebir bellek izi, b) öz olarak tanımlanan bellek izleridir.
Çalışan Bellek
Kısa süreli bellek, bilginin tekrarlanmadığı takdirde 30 sn. kadar saklandığı bellek kapasitesidir. Çalışan bellek ise, kısa süreli bellekteki bilgilerin uzun süreli belleğe geçirilene kadar bilginin depolandığı bölmelerden/raflardan oluşan pasif bir depodur. Çalışan bellek’in, bilgiyi değiştirmede kısa süreli bellekten daha aktif ve güçlü bir bellek sistemi olduğu kabul edilmektedir
Çalışan bellek, uzun süreli bellek ile etkileşim halindedir ve planlama, hedefe ilişkin planları zihinde tutabilme, sonuç çıkarma, problem çözme, okuma, yazma ve bilgiyi soyutlama, anlama, kavrama, matematik, kelime öğrenmede aktif bir rol
Üst Biliş
üst bilişi, biliş hakkında bilme veya bireylerin kendi bilişsel süreçleri hakkındaki bilgisi ve bu bilgiyi bilişsel süreçleri kontrol etmek ve denetlemek için kullanmasıdır şeklinde tanımlamaktadır. Bilişin en temel tanımı, bireylerin öğrenme, hatırlama, problem çözme, sonuç çıkarma ve karar verme gibi bireylerin sahip olduğu bilişsel süreçlerdir. Biliş, bilişsel süreçler aracılığıyla bireylerin yeni bilgiler öğrenmesine yardımcı olduğu gibi, edinilen bu bilgilerin günlük yaşamda kullanılmasına yardımcı olur. Üst biliş ise, düşünme hakkında düşünmedir. Bireylerin bir durumu, olayı veya konuyu planlaması, izlemesi, değerlendirmesi ve anlamlandırması üst bilişsel süreçlerdir
Yürütücü İşlevler
Bilgi İşleme’nin dikkat ve bellek dışındaki önemli bir boyutu da yürütücü işlevlerdir. Yürütücü işlevler öz düzenlemenin bilişsel süreçlerini temsil eden bir yapıdır. Bilişsel kontrolü sağlama, çalışan bellek, karar verme, yaratıcı düşünme, dikkatin odaklanması, davranışı kontrol etme, amaca yönelik etkinlik ve problem çözme, üstbiliş gibi karmaşık bilişsel süreçleri kapsayan şemsiye bir kavramdır
Bilişsel Öz Düzenleme
Dikkati, davranışı, düşünceleri ve duyguları kontrol edebilmeyi ve bilişsel olarak esnek düşünebilmeyi kapsamaktadır. Bilişsel öz düzenleme, birşeyi yapmak için güçlü bir eğilime, yatkınlığa direnme ya da davranış, düşünce veya duyguların etkisine kapılmama, bunun yerine etkili davranışı, düşünceyi veya dikkati uygulayabilme, etkili olanı yapabilme yeteneğine işaret etmek için çaba gerektiren kontrol (inhibitor control) veya bilişsel kontrol olarak da isimlendirilmektedir
DİL BİLGİSİ, SÖZCÜK DAĞARCIĞI VE ÜST DİL FARKINDALIĞI
Orta çocukluk döneminde çocukların düşünceleri soyut, davranışları ve duyguları daha kontrollü ve kararları daha bağımsız hale gelir. Bu gelişmelere paralel olarak dil gelişimi de önemli değişiklikler ortaya çıkar. Çocukların bilişi arttıkça, sözcük dağarcığı gelişir, deyimleri kullanmaya başlar ve hatta mecazi anlamdaki kelimeleri de kullanmaya başlar. Orta çocuklukta dil gelişimi kapsamında anlamsal (semantik) gelişim ağırlıklı olarak çocuklarla yapılan konuşmaların bağlamına ve konuşmayı yaptığı kişinin kullandığı kelimelerin, sözcüklerin anlamına dayanmaktadır
Okul öncesi dönemdeki çocuklarla, karşılaştırıldığında 6-12 yaş arasındaki orta çocukluk dönemindeki çocuklar, dili daha etkili bir şekilde kullanmaya başlar ve dilbilgisi (söz dizimi) yapılarını daha etkileyici bir şekilde kullandığı için hem daha iyi bir konuşmacı hem de daha iyi bir dinleyici haline gelir. İlkokul yıllarında çocukların mantıksal ve analitik düşünme becerilerindeki artış, çocukların karşılaştırma yapmalarını (daha uzun, daha kısa, daha derin) ve bireysel düşüncelerini belirtme (eğer cumhurbaşkanı olsam) vb. yapıları kullanmalarına yardımcı olur
Orta çocukluk döneminde çocukların sınıflandırmadaki becerilerinin gelişmesi ile birlikte sözcük dağarcığı da artmaya başlamaktadır. Dünya genelinde, ortaokul yıllarında 14 yaşındaki bir çocuğun 4-5 bin kelime kullanmasının beklendiği; ancak Türkiye’de ilkokul düzeyinde ulaşılabilen en iyi ortalama kelime sayısının 500; ortaokul sonunda ise 2000-2500 civarında olduğu belirtilmektedir. Santrock (2013) 6 yaşındaki bir çocuğun sözcük bilgisinin ortalama 14.000 sözcükten oluştuğunu ve çocuklar 11 yaşına geldiklerinde sözcük dağarcığının ortalama 40.000’e ulaştığını belirtir.
Okuma ve Yazma
Orta çocukluk döneminde zengin bir sözcük dağarcığı ile ilkokula başlayan çocukların okumayı öğrenme konusunda diğer çocuklara göre avantajlı bir durumda oldukları kabul edilmektedir (Riva ve Devoti, 2000; Roselli vd.,2014). Temel dil becerileri; dinleme, konuşma, okuma ve yazmadır (Çelenk, 2003). Dil öğretimi içerisinde iç içe geçmiş bu dört temel beceri bir bütün içerisinde yürütülür. Çocuk dinlediği metni anlatabilir, yazdığı bir yazı hakkında konuşabilir ya da yazdığı yazıyı okuyabilir. Burada bir etkinlik diğerinden daha önemli değildir. Türkçe öğretiminde ilk okuma ve yazma öğretimi iç içe geçmiş kavramlar olup ilkokula yazma öğretimi de Türkçe öğretiminin ilk basamağını oluşturmaktadır. Türkçe öğretimi dinleme, okuma, yazma ve konuşma becerilerinin kazandırılmasına dayanır. Bu becerilere yeni ilköğretim programında görsel okuma ve görsel sunu becerileri de eklenmiştir. Türkçede çocuklara okuma ve yazman ses temelli cümle yöntemiyle öğretilir. Uluslar arası alan yazını da ilkokulda ses okuma bilgisine dayalı öğretime ağırlık verilmesini işaret etmektedir . Ses temelli cümle yönteminde, ilk okuma yazma öğretimine seslerle başlanır, anlamlı bütün oluşturacak sesler verilir ve daha sonra seslerden hecelere, kelimelere ve cümlelere ulaşılır. Okuma ve yazma çalışmalarıyla ile ilgili etkinlikler, ilkokula yazma öğretimi boyunca birlikte sürdürülür
Dil Gelişimi ve Okuma Yazmayı Etkileyen Faktörler
Erken çocukluk döneminden itibaren anne babanın çocuğa verdiği olumlu sözel geri bildirim  ve annebaba ve çocuk arasındaki akıl yürütme içeren sözel alışveriş   ile çocukların dil gelişimi arasında olumlu yönde bir ilişki olduğu kabul edilmektedir. Türkiye’de yapılan bir araştırmada da
Aile içinde çocukla iletişim kullanılırken kullanılan dil, kitap okuma, geçmiş olaylar hakkında konuşma ve sosyoekonomik durum gibi faktörler erken çocukluk döneminde dil gelişimi ve okuma yazmaya etki ettiği gibi bu faktörler orta çocukluktaki dil gelişimini, okuma ve yazma becerilerinde de belirleyici faktörlerdendir.
İki Dillilik
İki dillik” (bilingualism), iki farklı dilde işletişim kurabilme becerisi anlamına gelmektedir. Geçmişte, iki dillilik ikinci dildeki dinleme, konuşma ve anlamadaki becerilerin anadil becerisiyle eşdeğer olduğu anlamında kullanılırken, günümüzde her iki dilde belirli bir yetkinliği olan birey “iki dilli” olarak düşünülmektedir. İki dillilik, farklı aşamalarda edinilebilir, aynı anda edinildiğinde kişi “eş zamanlı iki dilli” (simultaneous bilingual) olarak kabul edilirken, farklı zamanlarda edinildiğinde “arda arda iki dilli” (sequential bilingual) olarak adlandırılır (Pearson, 2009).Eş zamanlı ikidillik, çocuk doğduğu zamandan itibaren ikidilli olarak büyürse veya 3 yaşından itibaren ikinci bir dil ile tanışmışsa ortaya çıkar ve de ikinci dili de birinci dili öğrenme aşamalarından olduğu gibi geçer.

Kaynak: acikogretim.istanbul.edu.tr

 

Copyright © 2013. Anaokullu.Net Rights Reserved.